Türkiye, 5G macerasına milli teknolojilerle başlıyor
2019 - 2020 yıllarından bu yana kullanılan 5G teknolojisi 1 Nisan 2026, yani tam bir hafta sonra ülkemizde kullanılacak. Bu teknoloji için ülkemiz adına yoğun mesai yapılırken, süreç "milli teknoloji" odaklı teknolojilerle yürütüldü.
Nihayet bekleyişimiz sona erdi ve önümüzdeki hafta itibariyle Türkiye, mobil veri hızlarında tam 10 kat daha iyi hız sunan 5G teknolojisine geçiş yapacak.
Yerli ve milli imkanların artık daha somut olarak hissedildiğini şimdiden belirteyim. Nitekim 5G süreci de ülkemizde faaliyet gösteren şirketler tarafından titizlikle yürütüldü.
Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) tarafından sağlanan son veriler, bu alandaki yerli ekosistemin sanılandan çok daha güçlü olduğunu ortaya koyuyor.
HTK Genel Sekreteri Güneri Dürmüş'ün açıklamalarına göre, şu an Türkiye'de 27'den fazla firmanın ticari kullanıma hazır 5G ürünü bulunuyor. Peki, bu rakamlar pratikte ne anlama geliyor ve cebimize, işimize nasıl yansıyacak?
HTK 5G İÇİN YILLARDIR ÇALIŞIYOR
Konunun geçmişine baktığımızda, HTK'nin 9 yıldır 4,5G'de yerlilik oranlarını artırmak ve 5G'yi geliştirmek için çalıştığını görüyoruz. 2018'de başlatılan Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi (UUYM5G) Projesi, bu işin temel taşlarından biriydi. Mart 2021'de tamamlanan bu projenin ardından bayrağı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile UDHAM'ın 5G Yeni Nesil Haberleşme Şebekesi çağrısı devraldı. Bu yeni süreçte 14 firma başvuru yaptı ve 3 mobil operatörün de denetimiyle 8 ürün tamamlandı. Geriye kalan 6 ürünün ise 2026 yılı içinde tamamlanması hedefleniyor. Bu, sadece bir başlangıç.
YERLİLİKTE HEDEF YÜZDE 60 VE ÖTESİ
Burada kritik bir ayrım var: Sadece "yerli malı" değil, aynı zamanda "milli haberleşme ürünü". Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), 4,5G dönemindeki tecrübelerden yola çıkarak 5G ihale şartlarına çok daha sıkı yükümlülükler getirdi.
Güneri Dürmüş, 4,5G'de yüzde 45 olan yerlilik yükümlülüğünün kağıt üzerinde sağlandığını ancak yabancı firmaların ekosisteme katkı sağlamayan yöntemler kullandığını belirtiyor. 5G'de ise durum farklı olacak.
Operatörler, 5G altyapı yatırımlarının (çekirdek şebeke, transmisyon, baz istasyonları) birinci yılında en az yüzde 5'ini, ikinci yılında yüzde 10'unu ve üçüncü yılında yüzde 15'ini "milli haberleşme ürünü" tanımına uyan ürünlerden karşılamak zorunda. Yerli malı oranı ise birinci yıl yüzde 50'den başlayıp üçüncü yıl yüzde 60'a çıkacak. Hatta BTK'nin bu oranları piyasa durumuna göre iki katına kadar artırma yetkisi var, bu da yüzde 30'lara varan milli ürün kullanımı demek.
OPERATÖRLERİN TEKNİK EKİPLERİ BİR ARAYA GELDİ
Her ne kadar rakip olsalar da, 5G Türkiye'deki operatörleri aynı çatı altına topladı.
Süreci hızlandırmak adına Vodafone, Turkcell ve Türk Telekom ile yapılan Milli Ürün Çalıştayları, üreticilerle operatörlerin teknik ekiplerini bir araya getirdi. Bu çalıştaylar sonucunda bir "Mobil Haberleşme Ürün ve Hizmet Envanteri" oluşturuldu. Veriler, operatörlerin satın alabileceği 1000'den fazla yerli ürün ve hizmetin olduğunu gösteriyor.
Ayrıca, ankete katılan firmaların yüzde 56'sında (27 firma) halihazırda 5G ürünü mevcut, yüzde 73'ünden fazlası (37 firma) ise ürün geliştirebilecek potansiyele sahip. Bu, yerli tedarik zincirinin sadece fiziksel ekipmanlarla sınırlı olmadığını, yazılım, çip tasarımı ve siber güvenlik gibi kritik alanları da kapsadığını gösteriyor.
SANAYİ VE DİJİTAL EGEMENLİK
TELKODER Başkanı Halil Nadir Teberci ise konunun madalyonun diğer yüzüne, yani endüstriyel boyuta dikkat çekiyor. 16 Ekim 2025'te yapılan frekans ihalesiyle 5G'ye geçişin resmiyet kazandığını hatırlatan Teberci, 5G'nin sadece daha hızlı internet olmadığını vurguluyor.
Türkiye'deki tartışmaların genellikle bireysel kullanıcı hızı (oyun, video) üzerinden yürüdüğünü, ancak 5G'nin asıl değerinin fabrikalar, limanlar, hastaneler ve OSB'lerde (Organize Sanayi Bölgeleri) üretileceğini belirtiyor. Teberci'ye göre, dikey sektörlere yönelik "Private 5G" (Özel 5G) ağ modellerinin teşvik edilmesi, ülke ekonomisinin verimliliği ve rekabet gücü için hayati önem taşıyor.
Bu yerli ve milli teknoloji hamlesi, sadece ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda bir bağımsızlık stratejisi olarak görülüyor. Güneri Dürmüş, sınırımızda yaşanan savaşların kendi teknolojimizi geliştirmenin önemini bir kez daha gösterdiğini vurguluyor. Küresel ölçekte hakim 4 büyük ürün sağlayıcıyla rekabet etmek kolay olmasa da, Türk firmalarının 30 yıllık tecrübesi ve milyarlarca GSM abonesine dokunan ürünleriyle iddialı oldukları belirtiliyor. Hatta geliştirilen ürünlerin bir kısmı şimdiden farklı ülkelere ihraç ediliyor. 5G altyapısında kullanılacak bu yerli/milli ürünler, akıllı şehirlerden otonom araçlara, Endüstri 4.0'dan savunma sanayiine kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkacak.
Sonuç olarak, Türkiye'nin 5G'ye geçiş süreci, sadece teknolojik bir yenilenme değil, aynı zamanda yerli teknoloji ekosisteminin rüştünü ispat edeceği bir dönemeç olacak. 27 firmanın hazırda bekleyen ürünleri ve BTK'nın getirdiği sıkı yerlilik yükümlülükleri, bu sürecin kağıt üzerinde kalmayacağının sinyallerini veriyor.
Son olarak şunu da belirtmek istiyorum. Birçok operatör 5G tarifelerini belirledi. Siz de 1 Nisan öncesi hangi operatörü kullanıyorsanız 5G tarifelerine göz atmanızda fayda var.
Bu arada gelişmiş ülkeler 6G için çalışıyor.